İş Standartları mı, Standart İş mi?

İş Standartları

İş Standartlarının modası geçmiştir.

Hemen hatırlayalım; genç bir endüstri mühendisi veya stajyer öğrenci elinde bir kronometre ile çalışmakta olan kişinin hareketlerine bakarak zaman etüdü yapar. Gözlemci, çalışan ile konuşmaz, işi ile ilgili sorular sormaz. Elde ettiği verilerle, muğlak bir metotla işin standardı belirlenir. Yayınladıktan sonra o işin standartta gösterildiği haliyle ve zamanında yapılması beklenir.

Bu şekilde oluşan iş standartlarıyla ilgili birçok problem yaşanır:

1.Bu standart ‘‘başka biri’’  tarafından yazılmıştır. Çalışanların katılımı aranmadığı için onlar tarafından inandırıcılığı yoktur. Uygulanması çoğu kere zorla sağlanır ve faydasızdır.

2.Bu uygulamada yönetimin niyeti süreci değil, kişiyi sorgulamaktır. Yalın Düşüncede mutlaka var olması gereken insana değer verme yerine ‘‘biz senin işini senden daha iyi biliriz’’ yaklaşımı standartları gerçeklikten kopuk kılar.

3.Anılan yöntem, iş gücü ile saha yönetiminin arasını açar. Eğer insan performansını sadece zamana ve ürün miktarına bağlarsak; sonuçta insanlar bu duruma da adapte olurlar, artık tek amaçları ‘‘sayıyı tutturmak” olacaktır.

4.‘‘İnsana saygı’’ ortadan kalkınca geriye herkesin gördüğünde artık yadırgamadığı plastik poşetlere konmuş, kirli, yan veya ters takılmış, sözde kağıt tasarrufu amacı ile en küçük punto ile basılmış, sevimsiz ve işlevsiz iş standartları kalır.

Birçok kuruluşta çalışanların, standartları ‘‘idare etmek’’ veya diğer bir deyişle ‘‘kitabına uydurmak’’ için çalışma zamanlarının önemli bir kısmını sarf ettikleri görülür. Kalite personellerinde bu husus çok ileri seviyelere ulaşır.  Bu konuda, sürekli zaman tutma, insanları zorlama, tehdit etme, ödüllendirme vaadi, cezalandırma tehditleri sürekli gündemdedir.  

Bunun yerine, çalışanların tamamını motive edecek, herkesin kalbini kazanacak yöntemleri oluştursak, iç rekabet ve çekişmeyi bıraksak, tüm çalışanın enerji ve gayretlerini kuruluşun çıkarları yönünde seferber etmelerini sağlasak daha iyi olmaz mı?

Tabii ki, olur.

Standart İş

Yalın Yaklaşım, İş Standartları yerine Standart İş’i tavsiye eder. Standart İş’i daha etkili kılan yönetimin niyetidir. İş Standartları’nın amacı çalışanları ölçmek ve denetlemek iken, Standart İş süreci geliştirmeyi ön görür. Gelişme, ancak başarısızlığın nedenlerini belirlemek ve önlem almakla sağlanır.

Halbuki eski anlayışta başarısızlık, kişilere mal edilir, dikkatli olmaları istenir; en kötüsü de problemi onların çözmeleri beklenir. Çalışanların tek çareleri hatalarını saklamak, görmezden gelmek, kabahati başkalarının üzerine atmak olur.

Yalın Yaklaşımda, çalışanlar bir bütün halinde süreci ele alırlar; tek amaçları vardır, ‘‘kök neden(ler)i bulup ortadan kaldırmak’’

Kişiyi suçlamadığınız için kimse kimseyi ihbar etmez, kimse yaptığı hatayı saklamaz, amaç tektir:

Kuruluşun çıkarları yönünde problemi çözmek ve kuruluşu daha iyiye doğru taşımak.

Toyota’da ilginç bir slogan vardır:

‘‘No Problem – Big Problem’’.

Türkçesi, ‘‘Hiç problemimiz yok diyorsanız, çok büyük probleminiz var’’ şeklinde ifade edilebilir.

Halbuki, Yalın Yaklaşımla henüz tanışmamış veya anlamamış bir işyerinde kiminle görüşseniz ‘‘Bizde hiç bir problem yok’’ derler, yöneticiler de çalışanlar da!

Standart İşi uygularken karşılaşacağımız ilk sorulardan biri setup zamanları, yorgunluk payları, kişisel ihtiyaç paydosları, malzeme gecikmelerini... vb, iş sıralamasını belirlerken hesaba katıp katmayacağımızdır. Bu sorununun cevabı hem basittir hem de karmaşık. Her şeyden önce niyetimizi hatırlamamız yeterlidir.

Basit cevabımız şöyledir:

Standart İşi uygularken normal dağılımdan gelen varyasyonları değil de sadece gerçek kök nedenleri ortaya çıkarıyor ve el birliği ile bunların üzerine gidebiliyorsak, o zaman doğru olanı yapıyoruz demektir. 

Neticede, bizleri (Yalın Düşüncenin Türkiye’de yayılmasına gönül verenler) bekleyen esas görev:

Standart İş’in ön saf çalışanlarından kuruluşun en üst yöneticisine kadar herkese doğru belletilmesi ve uygulanmasıdır.



YUKARI